the Flash Fan

The Flash S2E03 “Family of Rogues” – İnceleme

Not: Bu yazı ilgili bölüme ilişkin Spoiler niteliğinde bilgiler içermektedir. Yazıyı okumadan önce bu hususu göz önünde bulundurun.

Beklentilerin altında kalan ikinci sezon açılışı sonrasında ikinci bölümde çıtayı yeniden Fringe seviyesine taşımış ve sıkça eleştirilen dar kadro sorununda bir nebze kurtulmuştu The Flash. Üçüncü bölümü izlemeye başladığımda ise yine mi denilecek türde kısıtlı bir kadro ve pekte etkili olmayan olay örgüleri vardı. Elbette bir sezonun tüm bölümlerinde aynı “yüksek” ritmin yakalanmasını beklemek haksızlık olur ancak 13 bölümden fazla olan bir dizide 10 – 15 bölümün aynı durağanlığa sahip olması bir süre sonra Arrow 3. sezon hissini yaşamanıza neden oluyor.

Bölüme geçmeden önce The Flash’a dizi değil de bir karakter olarak değinmek istiyorum. Pelerinli olan pek çok karakter genellikle basit – kötü avı türünde hikayelere sahiptir. Hikayelerin kusursuz olması ya da çekilemez duruma gelmesi başka bir konu ama Flash’ta diğerlerinden farklı olan bir durum var. Yalnızca kötüleri avlayan bir karakter değil aynı zamanda yer, yer bilim kurgu noktasında zirvelere ulaşan şeyler görüyoruz ki bunların bir kısmı takdir edilesi yaratıcı dehanın ürünü. Bu bakımdan yapımı eleştirmeden önce – dizi imkanları – ile kısıtlı olduğunu sık, sık hatırlamamız gerekiyor.

Bölüme, Barry’in laboratuvarda Iris’den aldığı çağrı ile başladık. Her ne kadar Flash hızında olsa da Barry’in artık daha fazla düşündüğünü ve doğru hamleleri yapmaya çalıştığını görüyoruz. Nitekim, doğrudan binaya ulaşmaya çalışması belki de Iris’in zarar görmesine neden olacaktı ve işi biraz daha renklendirerek, kırılan camdan aşağı atlamasını izledik. Biz, genelde Flash’ın hızından söz ederiz ve havada asılı kalıp kalamayacağı ise gizemli bir konu olarak görünür ancak ufak bir detay ile ilerleyen bölümlerde – sezon sonu ve giriş bölümü- nde olduğu gibi bu tür bağlantıların kurulacağına inanıyorum.

İlk sezonda Reverse Flash – Harrison Wells kurgusu dizinin – durağan – anlarda dahi çekilebilir olmasını sağlamıştı. Bu sezon ise dizide ne kadar yer alacağı hakkında bilgimiz olmayan Jay Garrick’in renk kattığını ve artık hızıyla birlikte bizimle olmasını bekliyoruz. Her ne kadar şu aşamada teknik eleman görevi görüyor olsa dahi Superman’in bilge olarak baktığı Jay Garrick’in daha etkin olma zamanı gelmiş gibi görünüyor.

Dram, dram, dram…

İçinde iyi yönü olduğuna dair Barry’in emin olduğu Snart’ın aslında neden bu seviyeye geldiği ve kimi örnek aldığı sanırım bu bölümde açığa çıkmış oldu. Lewis Snart, kendi kızına dahi – hayal kırıklığı – gözü ile bakarak bomba yerleştirecek nitelikte biri. Üstelik, çevresinde oğlu da dahil olmak üzere değer verebileceği kimse bulunmuyor. Şüphesiz, Leonard’ın babasını öldürmesi içimizi ısıttı diyebiliriz.

Bir dram haberi de West cephesinde geliyor. Benzeri bazı yapımlarda uzun yıllar ortada olmayan aile üyelerinden birisi, genellikle hikayeyi ısıtmak amacıyla diziye dahil edilir ve birkaç bölüm sonrasında tutmadığı görülerek ayrılır. Flash cephesinde bu yapımlardan farklı olarak uyuşturucu bağımlısı bir annenin çok fazla göze sokmadan trajik hikayesi de sunuluyor. Ara, ara ısıtmak şartı ile aile üyelerini birleştirme de Francis’in sık, sık kullanılacağını düşünüyorum.

Linda’yı yeniden görmek açıkçası pek de sürpriz olmadı ve Barry’in karşısında olması, Wally’den rol çalması şeklinde eleştirilirken Earth-2 kavramı ile Linda açısından da çok hoş bir kurgu yaratıldı. İlerleyen bölümlerde Wally’in diziye dahil olması ile ikili arasında bir elektriklenme olup olmayacağını göreceğiz. Ancak hali hazırda farklı bir zaman diliminden gelmesi muhtemel olan Wally’in Earth-1’de Linda ile buluşması da anlamsız görülebilir.

Martin Stein’in ya da bilinen diğer adı ile Firestorm’un diğer yarısının ise Ronnie’in ayrılışı sonrasında nasıl bir değişim yaşayacağı merakla bekleniyordu. Diziye, bu birleşimi sağlayacak bir isim dahil olmuş iken Stein’in Deathstorm izlenimi vermesi kafaları kurcalıyor. Ancak bu konuda konuşmak için henüz çok erken.

Çok dağıtmışsın be Harry

Çok dağıtmışsın be Harry

Son 20 saniyelik kesit ise – o neydi gız – diyeceğiniz türden oldu. Açılan ve kararlı hale getirilen solucan deliğinden “Zoom” fırlayacak derken Harrison Wells’in gelişi yurt genelinde sevinç ile karşılandı. Gerçi, gözlerinde o anlamsız bakışlar – intikam – duygusu yanında acaba bu kim hissini de oluşturmadı değil. Sanırım, ne olduğuna dair net bilgi için birkaç bölüm daha beklememiz gerekiyor.

Genel hatları ile bölüme ilişkin sizlerin izlenimi nedir?

 

Benzer Yazılar

Avatar for Flash

Yazar: Flash

Yazıyı Paylaş
  • Audomarus Fridia

    Yine Harrison Wells’i kötü karakter yaparlarsa yemin ediyorum bu diziyi bırakacağım.

  • TheFlashFan

    Şu harrison wells de bi diziden çıkamadı :D